Çocuk Tacizleri Cinsel Saldırı ve İstismarlar | Suçlu Kim?

Çocuk Tacizleri Cinsel Saldırı ve İstismarlar | Suçlu Kim?

Çocuk tacizleri, tecavüzleri ve buna bağlı ölümleri yine yetişkin insanlara yapılan cinsel saldırılar şu sıralar yoğun olarak gündemimizde. Yaşanan bu vakalardaki artışın sebebinin “din” olduğunu düşünenler de var, “dinsizlik” olduğunu düşünenler de. Peki, gerçekte suç kimin veya kimlerin? Ya da başka bir tabirle nerede hata yapıyoruz?

İslam, insan hayatının her alanını düzenlediği gibi kadın-erkek ilişkilerini de düzenlemiştir. Vahşi bir ceza olarak gördükleri recmi inkâr edenler, İslam’ı bir bütün içerisinde değerlendiremeyenlerdir. İslam dört başı mamur bir bina gibidir. İçerisinden sadece belli bir tuğlayı alıp onun haşa gereksizliğini veya imkânsızlığını iddia edenler büyük resmi anlayamayanlardır. İnşallah bu yazıda büyük resmi görmeye çalışacağız.

Allah (celle celalühü) birçok hikmetlere binaen erkeği kadına, kadını erkeğe alakalı şekilde yaratmıştır.[1] Kadınları, erkeklerin ilgilerini çekecek bir surette yaratan Allah (celle celalühü), kadınlara örtünmelerini ve dikkat çekmemelerini emretmiştir.[2] İslam realist yani gerçekçi bir sistem koyar ortaya. “Benim kalbim temiz”, “biz kardeşiz”, “önemli olan insanın kendine sahip çıkması” gibi duygusal ve gerçekle ilişkisi olmayan demagojilerle ilgilenmez. Bir hakikat vardır: Erkek kadına ilgi duyar, kadın da erkeğe. Bu sebeple önce erkekleri cinsel baskı altında bırakmamak için kadının erkeğe dikkat çekecek şekilde gözükmemesi gerekir. İslam, tesettür müessesesi ile bunu sağlar. Erkeklere de der ki: “Bakışlarınızı kısın![3] Olur ya insanlık hali görmemeniz gereken bir şeyle karşılaşırsanız, bakmayın. Maddi olarak tesettürle ve bakışların kısılması emriyle çeki düzen verilen kadın-erkek ilişkileri, manevi olarak da “hayâ” müessesesi ile desteklenir.[4] Hayâ; utanç verici durumlardan sakınmaktır. Utanma duygusudur da denilebilir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Her bir dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı hayâdır.[5] buyurmuştur. İslam, tabîlerine sürekli edepli olmayı ve en ufak bir olumsuzlukta utanmayı öğütler. Bu öğütlerle de özellikle kadın-erkek ilişkilerindeki manevi yönü tamamlar.

Evlilik insanoğlunun bir ihtiyacıdır ve Müslümanlar için haramlardan sığınılacak bir limandır. Allah Teâlâ konum sahibi olan tüm Müslümanlara: “İçinizden bekâr olanları evlendirin![6] buyurmuştur. Öncelikle aile reislerine aile fertlerini evlendirmeleri emredilmiştir. Aynı şekilde işverenler işçilerinin evliliklerinden sorumludurlar; valiler idareleri altında yaşayan insanların evliliklerinden sorumludurlar; imamlar mahallelerindeki delikanlıların evliliklerinden mesuldürler. Belediye başkanları ilçelerindeki veya illerindeki insanların evliliklerinden mesuldürler. Neticede Müslümanlar içerisinde makam sahibi olanlar, halkın evlilikleri hususunda mesul tutulmuşlardır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de genç yaşlarda evliliği teşvik etmiştir.[7] İnsanın kendisini korumasının en kolay yolunun evlilik olduğunu söylemiş[8] ve kız babalarına da ahlaklı kimseler kızlarını istediklerinde evlendirmeleri gerektiğini; aksi halde fitne çıkacağını haber vermiştir. [9]

İslam, erkeklere kadınlara bakmayı yasakladıktan; kadınlara da erkekleri tahrik etmeyi haram ettikten ve evliliği kolaylaştırıp genç yaşta evliliğe teşvik ettikten sonra hâlâ haram olan zinayı işleyenlere de bir takım cezalar takdir etmiştir. İslam’ın bu kadar engellerine rağmen hala o pis işi yapan cibilliyeti bozuk kişiler, şayet bekâr iseler 100 sopa vurulması[10]; evli iseler recm edilmeleri[11] Allah’ın (celle celalühü) takdir etmiş olduğu cezalardır.

Şimdi Müslüman olan toplumumuzu İslam’a göre değerlendirelim. İslam tesettürü emrediyor; ülkemizde ise reklam panolarından haber sitelerine, televizyon kanallarından sokaklara her yer adeta “teşhir parkı” haline gelmiş durumda. Bir kadının görülmemesi gereken neresi varsa insanların önlerinde sergileniyor. Bir erkeğin haram görmemesi için evinden dışarı çıkmaması, televizyon ve internet ekranına bakmaması gerekiyor. İslam kadınların gizliliğini emrediyor; biz ise kadınları sürekli yakışmadığı ortamlara, erkeklerin içine itiyoruz. Sahnede erkeklere vücudunu ve sesini sergileyen bir kadın tüm toplum tarafından alkışlanıyor ve “sanatçı” ilan ediliyor. Televizyon dizileri genç erkek ve kızlarımıza: “Mutlaka karşı cinsten bir arkadaş edinin!” diye haykırıyor. Yıllarca yeşilçam filmlerinde bu millete “Bir kız nasıl kandırılıp ırzına geçilir?” sorusunun cevabı öğretilmedi mi? Adam bu işi televizyon ekranlarında yapıp “halk kahramanı” oluyor; bu işten yüklü miktarda para kazanıyor sonra millete ekranlardan öğrettiği bu ahlaksızlığı yapan adamı kınıyor. Bu hareketler size samimi geliyor mu?

İslam, gençlere utanma duygusunun anlatılmasını, bu konuda onlara sürekli vaaz ve nasihat edilmesini emrediyor. Bizim gençlerimize utanma duygusunu anlatan, Hz. Peygamber’i (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatan, tarihteki iffet abidelerini anlatan var mı? Çocuklar sabah akşam hangi futbolcunun hangi mankenle düşüp kalktığını, hangi Avrupalı sanatçının klibinin ne zaman çıkacağını konuşuyor. Masumane olarak Twitter’a giren bir genç, vücudunu pazarlayan binlerce kişiyle karşılaşıyor. Haftadan haftaya cuma vaazında çay kaşığıyla hakikat duyan Müslüman, sokağa çıktığı anda kazanla üzerine boşaltılan fuhşiyata maruz kalıyor.

İslam evliliği ve bekârları evlendirmeyi emrediyor. Evliliği kolaylaştırmayı emrediyor. Biz ise evliliğin 25 yaşın altında mümkün olmadığını düşünüyoruz. Evlenen kimsenin mutlaka bir evi bir arabası olması gerektiğine inanıyoruz. Ailenin yanında oturmak, aynı tencereden yemek imkânsız sanki bu asırda. Evlenilecek kıza başlık parası isteme saçmalığı belki kalktı ama 250 gram altın yapacaksın, 7 tane bilezik takacaksın, boynuna 2 metre zincir dolayacaksın, Trabzon hasır seti olacak saçmalıkları hala geçerliliğini koruyor. Evin mobilyası şu marka olacak; bulaşık makinesi olmadan olmaz; ev şu muhitti en az 2. kat olacak. Olacak da olacak. Sonuç olarak bir adamın evlenmesi için en az 60.000 liraya ihtiyacı oluyor. Üç oğlu olan bir babanın çocuklarını evlendirebilmesi için 200.000 lira gibi bir para bulması gerekiyor. Sonuç? 30 yaşına gelip hala evlenemeyen erkekler. Kolundaki bileziği hayatını geçireceği adamdan daha çok düşündüğü için evde kalan kızlar.

İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım. Toplumdaki bu ahlaki yozlaşmanın, bu pisliklerin üremesinin en büyük sorumlusu Kur’an ve sünnete uygun yaşamayanlardır! Biz çıplaklığı yaydıkça yaydık, insanlara Allah’ın dinini anlatmadık, Allah’ın emirlerini tatbik etmedik. Sonucu böyle oldu ve bu olmaya devam edecek. Bu kadar yoğun cinsel uyarılara maruz kalan bekârları bu pis işlerden kendini alıkoyması neredeyse imkânsızdır. Ben tecavüzcüleri aklamıyorum, bir realiteyi, bir gerçeği haykırıyorum. Bu adamların bu hale gelmelerinde diş macununu mu yoksa reklamdaki kadını mı pazarladığı belli olmayan reklamların suçu büyük diyorum. Şimdi bu adamlara verilecek cezanın tartışıldığı kadar bu adamların nasıl bu hale geldiği tartışılmalı diyorum. Bir insan bir çocuğa tecavüz edecek duruma nasıl gelir? Ya da bu hale gelmelerini nasıl engelleyebiliriz?

Şunu da ifade etmek gerekir: İslam en ağır cezayı zinaya verir. Ancak bu cezayı verecek toplumun İslam’ı yaşayan bir toplum olması gerekir. Yani önce tesettürü uygulayacaksın, müstehcen reklamları yasaklayacaksın, insanların zina yapmasını neredeyse imkânsız hale getireceksin. Öyle olacak ki zina milletin aklına bile gelmeyecek. Buna rağmen bu pis işi yapana gereken cezayı vereceksin. Ama bugün zinaya ulaşmak bakkaldan sakız almak durumuna düşmüşken: “İslam zinaya bu cezayı veriyor, bu çok ağır” demek, İslam’ı anlayamamaktır.

Dünya ve ahiret huzuru isteyen İslam’a yapışmalıdır. Ancak İslam’ın sadece ceza hukukunu değil, sosyal hukukunu da geçerli kılmalıdır. Aksi halde tecavüzcüyü recm etsen yine bu pisliğin önüne geçemezsin.


[1] Âli İmrân, 14; Yusuf, 23

[2] Nur, 31

[3] Nur, 30

[4] Ahzap, 53; Kasas, 25

[5] İbn-i Mâce, Zühd, 17

[6] Nur, 32

[7] Ebû Dâvûd, Nikâh, 1

[8] Müslim, (2485)

[9] Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcu’l-Câmî li’l-Usûl fî Ehâdisi’r-Rasûl, Mısır, 1961, K. Nikâh ve’t-Talak ve’l-Iddet, II, 284

[10] Tabi bu tecavüz, çocuk kaçırma v.s. gibi işleri yapanın değil, sadece zina yapanın cezasıdır. Diğer suçların cezaları ayrıca uygulanır.

[11] Müslim, Hudud, 15; İmam-ı Mâlik, Muvatta, Hudud, 10; İbn-i Mâce, Hudud, 9; Müslim, Hudud, 25; Müslim, Hudud, 22

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön